• BIST 1.454
  • Altın 508,719
  • Dolar 8,4735
  • Euro 10,2761
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C

Kutuplar bize nefes oluyor

Kutuplar bize nefes oluyor
Oksijenin fotosentez yoluyla bitkiler tarafından üretildiğini biliriz. Ancak bu ihtiyacımız olan oksijenin sadece yüzde 30’unu karşılıyor. Yüzde 70’ini okyanuslarda, özellikle de kutuplarda bulunan bir çeşit yosun olan fito planktonlar karşılıyor

OKSİJENİN YÜZDE 70'İ OKYANUSLARDAN

Basit bir hayat bilgisi dersidir fotosentez. Yeşil bitkiler ve ağaçların fotosentez yaptığını hatta yağmur ormanları sayesinde oksijen teneffüs edebildiğimizi öğrendik. Kısmen doğru olan bu bilginin tamamını Antarktika'da öğrenme şansı buldum. Ormanlar ve geri kalan bitkilerin yaptığı fotosentez ile oksijenin yalnızca yüzde 30'u karşılanabiliyor. Geri kalan oksijenin ana kaynağı okyanuslar. Okyanuslarda özellikle de kutuplarda yaşayan fito plankton, bir çeşit yosun aslında. Mikroskobik bir tür olan fito plankton türleri dünyadaki oksijenin yüzde 70'ini sağlıyor. Küresel ısınma, buzulların erimesi gibi günümüzün en önemli sorunları meteorolojik durumun ötesinde insanlığın nefessiz kalmasına da neden olabilecek.

DÜZ DÜNYA, AGARTA VE UZAYLI EFSANELERİ

Kıta bu kadar uzak, soğuk ve ulaşım açısından meşakkatli olunca çok sayıda efsane de beraberinde türedi. İlk efsane düz dünyası teorisi. Son yıllarda sayıları iyice artan bu tezin savunucularına göre adı üstünde dünyanın yuvarlak değil düz olduğuna inanıyorlar. Buna dayanak olarak da kutupları gösteriyorlar. İddialarına göre Antarktika'daki buz dağları dünyanın bitiş çizgisini oluşturuyor. İlk kötü haberim bu tezin savunucularına. Üzgünüm ama buz dağları son değil başlangıç.

İkinci efsane biraz daha tanıdık. Agarta isimli bir kayıp dünyadan bahseden bu efsanenin kaynağında Hitler var. Antarktika içerisinde bulunan ve teknolojik açıdan günümüz dünyasından çok daha ileride yaşayan bir topluluk var. Herkesin barış içerisinde yaşadığı, sağlıklı, mutlu ve refah dolu bir yaşamdan bahsediliyor. Sarışın, mavi gözlü, uzun boylu, çok yakışıklı erkekler ile çok güzel kadınlardan oluşan bu topluluk Hitler'in üstün ırk teorisi ile büyük benzerlikler taşıyor. ABD'li askeri bir pilotun da sözde tanıklığı ile desteklenen bu teze dair tek bir kanıt gösteren yok elbette. Bu iddiada gerçek olan tek bir şey var. O da bu güne kadar kıta için tek bir kişinin dahi kanının dökülmemesi.

Uzaylı efsanelerine gelince. Agarta iddiasına benzeyen bu iddiaya göre de Mars'tan gelen bir koloni Antarktika'da yaşıyor. Ancak seyahatimiz boyunca biz bu koloniye mensup hiç kimse ile karşılaşmadık. Tam burada anlatmakta fayda var. Kıta içerisinde bulunan geniş bir bölge var. Bu bölge dünyanın en kurak bölgesi. Milyonlarca yıldır bu bölge hiç yağış almadı. Ve dünya üzerinde Mars'a en benzer yer de burası. Hatta ABD uzaya giden bazı astronotlarını bu bölgede eğiterek oryantasyonlarına katkı sağlıyor.

EKİBİMİZİN YABANCI MİSAFİRLERİ

Beyaz kıtada yapılan çalışmalarda ırk, dil, din ülke ayrımı olmuyor. Her şey bilime endeksli ilerliyor. Bilim insanları arasında inanılmaz bir ortaklık hakim. Türkiye de bu ortaklıklardan uzak durmuyor. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye'nin iki misafiri vardı. İlki Belarus'tan gelen Prof. Dr. Sergey Kakareka. Belarus Ulusal Bilim Akademisi'nden gelen Kakareka, projesinde Batı Antarktika'daki Horseshoe Adası'nda temel ve mikro elementlerin atmosferdeki birikimini inceledi. Kakareka, sefer boyunca kar ve göl suyu örnekleri de topladı.

Diğer misafirimiz ise seferin en çalışkan katılımcılarından biri olan ve Bulgaristan'dan gelen Lyubomir Kenderov. Bulgar bilim insanı, denizde keşif yapmayı amaçladı. Projesi kapsamında, Horseshoe ve Antarktika'nın farklı alanlarından topladığı deniz suyu örneklerini kullanarak -özellikle kabuklular olmak üzere- daha önce varlığı bilinmeyen Antarktika kıtasına özgü deniz canlılarını keşfetmeyi hedefledi. Oldukça verimli geçen çalışmaların sonuçlarını yakında tüm dünya ile birlikte biz de merakla bekliyoruz.

Bu yıl alınan bir kararla farkındalık oluşturmak amacıyla ekibe bir de eğitmen dahil edildi. Avcılar Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu'nda görevli İngilizce Öğretmeni Canan Evecen, sefer boyunca bilim insanlarının çalışmalarını gözlemledi. Evecen, sefer boyunca tuttuğu seyir günlüklerini de düzenli olarak yayınlamaya başladı. Sefer esnasında uydu telefonu aracılığıyla bağlantı sağlanan okullardaki öğrencilerin Antarktika'da yürütülen çalışmalara ve buradaki yaşama dair sormak istedikleri sorularını cevaplandırdı. Sefer sonrasında bilimsel çalışmalar, bilim insanları, kutup bölgeleri, gemi yaşamı hakkında edindiği bilgi ve tecrübeleri geleceğin bilim insanları olacak olan öğrencilerle ve diğer eğitmenlerle paylaşacağını söyleyen Evecen, "Antarktika'da yapılan çalışmalarla ilgili farkındalık arttırıcı çalışmalar yapıyorum. Öğrencileri bilime teşvik edecek çalışmalar, projeler ve yayınlar da hazırlayacağım" dedi.

ALEJO 38 YILLIK SERÜVEN

Ekibimize önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Alejo Contreras rehberlik ediyor. 71 yaşındaki Alejo Contreras, kendisini kıtanın aşığı olarak tanımlıyor. İlk olarak henüz 23 yaşında iken kıtaya gelen Alejo Contreras'ın, o gün başlayan tutkusu tam 38 yıldır artarak devam ediyor. Antarktika'daki Vinson Dağı'na ilk tırmanışını anlatan Contreras, "Dağa çıkarken bir insan aynı dağa neden iki kez tırmanır diye düşünüyordum. Bu cümleyi kuran ben değilmişim gibi aynı yere 15 kez daha tırmandım. Antarktika'ya gelmeden önce Şili'de yaşayan sıradan bir insandım. Annem ressam babam ise çiftçilik yapıyordu. Klasik bir hikaye gibi olacak ama babam askeri okula gitmeme izin vermeyince ben de "Kar uzmanı" olmaya karar verdim. Eğitimimin ardından beyaz kıtaya gelmemle buraya aşık olmam bir oldu. Sanırım hayatımın sonuna kadar Antarktika'ya gelmeye devam edeceğim" diye konuştu. Alejo Contreras, Güney Kutup noktasına tam 14 kez gitti. Bunların seyahatlerinin bazılarını ise kayarak yaptı. Evli ve iki çocuk babası olduğunu söyleyen Alejo Contreras, eşi ile karakter olarak benzeşmediklerini söyledi. Eşini konformist olarak tanımlayan Contreras, "O Şili'de yaşıyor ben ise yılın önemli bir bölümünde buradayım. Hayatta her şeye sahip olmanız mümkün değil. Biz de böyle bir hayatı seçtik" dedi.

KRİLLER

Antarktika'da yaşayan birçok canlının ana besin kaynağı krillerdir. Kıtadaki penguen, fok ve balinalar ile bazı kuş türlerini besleyen bu deniz kabuklusunun boyu 2 ile 5 santimetre arasında değişiyor. Kabuklu bir tür olan kriller, sürü halinde 500 milyon tona varan büyük boyutlara ulaşır. Genelde soğuk sularda yaşarlar ve ana besin maddeleri fitoplanktonlar. Dünyadaki en büyük omurgasız biyokitle özelliğine sahip krillerin yaklaşık 90 türü var.
Antarktika krili civa ve ağır metallerle kirlenebilen balıkların ve deniz canlılarının aksine, yalnızca saf ve temiz sularda yaşarlar.

TÜM SEFERLER ÇEVRE ZABİTİYLE

Dünya nefessiz kalmasın diye küresel ısınmaya yönelik tedbirler alınıyor. Bu tedbirlerin başarılı olması hepimizin temennisi. Antarktika, bu çalışmalara rehberlik eden en önemli laboratuvar. Bu laboratuvarda çalışırken de laboratuvarı korumak çok kıymetli. İşte tam da bu noktada Türkiye tüm seferleri düzenlerken mutlaka bir de çevre zabiti bulunduruyor. Bu yılki çevre zabiti de Dr. Atilla Yılmaz'dı. Yılmaz, sefer boyunca doğaya ve doğada yaşayan hayvanlara zarar verilmemesi için yoğun gayret gösterdi.

YARIN : ACİL DÖNÜŞ --- KITADAKİ KATI KURALLAR

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Haber Bank | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.